KAYIP COĞRAFYA’NIN İZİNDE: DOĞU TÜRKİSTAN SEYAHATNAMESİ ÜZERİNE NOTLAR ve TABELA İSLAMI
KAYIP COĞRAFYA’NIN İZİNDE:
DOĞU TÜRKİSTAN SEYAHATNAMESİ ÜZERİNE NOTLAR ve TABELA İSLAMI
Resmi ideoloji olarak Komünizmi uygulayan Çin Halk Cumhuriyeti’nin, anavatanı Türkistan olan Uygur Türklerine bilinçli ve sistematik olarak uyguladığı psikolojik şiddet(ler)i, yine anavatanı Anadolu olan Müslüman Türk yazar Taha Kılınç’ın izlenimlerinden okuduk. Tarihsel olarak insanlığın ilk anından beridir var olan bir kültürün daha sonra bir terör ordusu gibi lanse edilerek bölgeye uygulanan ablukalarla yok edilişini anlamaya çalıştık mesela… Ancak bunu hiç anlayamadık. Bir de Çin’in, Uygurlar’a Türkistan’da uyguladığı Müslüman Türk kimliğe baskının günümüzde hala neden dünyanın duy(a)madığını da anlayamadık.
Bunun yanı sıra maalesef Türkistan gençlerinde var olmayan dini yaşantının Çin devleti eliyle ve emriyle hiçbir şekilde bölgede yaşanmadığını anladık maalesef. Urumçi (o da kısmen) hariç diğer şehirlerde Cuma namazında dahi kapalı olan camilere daha sonra bir turist gibi parayla girildiğini görmek acı verdi. Han Müslümanlarına ( Han Müslümanları Hui halkından olan ve Çin’in en kalabalık etnik grubu Han Ulusuna mensup, İslam dinini benimseyen ve Çince konuşan topluluktur) gösterdiği kısmi özgürlüğü Türkistan’ın diğer Müslüman şehirlerine göstermeyen Çin, böylece dünyayı da kandırarak özgürlük var algısında da maalesef başarılı olmuş görünmektedir
Bu açıdan geleneksel İslam’ın yaşanmasına lütfederek göz yuman Çin, derinlemesine İslam’ın yaşanmasına asla ise izin vermiyor. Bunu terör (!) olarak gören Çin, kıyafet üzerinden de kısıtlamaya ancak belli bir yaş üzerinden izin veriyor. Soranlara evet baskı yok demenin rahatlığında Çin. Ancak böyle değil. Camii görevlilerinde bile sakala izin vermeyen Çin, özellikle Uygur gençlerini tiyatro adı altında tamamen Müslüman kimliğinden soyutlamayı başarmış.
Bunlara itiraz eden Uygurları eğitim (!) kampına belli aralıklarla alan Çin, asimile politikasına da bu şekilde bir kılıf bulmuş. Uygur Türklerinin evlerine Çinliler ’in istedikleri zaman rahatlıkla misafir (!) olabiliyor oluşunu hangi Müslüman hazmedebilir! Ve böylece çocuklardan başlayarak evde bulunan Müslüman Uygurlar sürekli olarak komünizmi yaşamaya mecbur bırakılıyor.
El-Ezher Üniversitesinden eğitim almış Uygur imamın kötü kıraati, az sayıda da olsa namaz kılınabilen camilerde namazların 15 dakika gibi kısa sürede bitirilmesi, Cuma namazlarına pasaport ya da en yakın kurumdan alınacak izin belgesiyle girilmesi, Uygur kadınlarının tiyatro adı altında dansçı olmaları, camilerin göstermelik olması, başı örtülü tek bir Uygur’un olmaması bölgenin sadece tabela İslamı olduğunu gösteriyor.
Diğer yandan Uygur polisi ile Çin polisinin birlikte hareket etmesi, Müslüman siyasetçilerin sıkı takip edilmesi, sadece para kazanmaya yönelik turizm gezilerine izin verilmesi, hiçbir camide ezan okunmaması Türkistan’ın eski Türkistan olmadığının da maalesef kanıtı olmuş.
Suudi Arabistan Devleti’nin Hac zamanı Çinli hacılara Çince Kur’an tercümesi (tercüme eden de Çinin resmi politikalarını kabul eden bir Uygur) acı bir olay. Çünkü bu tercüme Çin’in asimile politikasının bir parçası olarak durmaktadır. Göstermelik dine izin veren Çin bu olayı da bu şekilde propaganda olarak kullanıyor.
Çin Devleti kendisiyle yakın ilişki kuran Uygur yöneticileri yüceltirken Müslüman halka hep mesafeli durmuş. Bu mesafeden kastımız Uygur Türklerinden uzak kalmak değil, tam tersine Uygur Müslümanlarını Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi adı altında kamplara götürecek kadar kısa bir mesafe…
Yazımın başlığı ne olsun diye düşünürken Tabela İslamı dedim birden. Ve birden de şunu düşündüm. Peki, Türkiye’de baskı da yok, her yer de açık… Ancak camiler tam dolmuyor, tesettürlü insan sayısı artmıyor… Neden?
Sadece sordum…
Fatih
TEZCE
01.04.2026
Bafra