F A T İ H T E Z C E

Yükleniyor

KORKU İLE ÜMİT ARASINDA MOTOSİKLETİYLE DOLAŞAN YAZAR: MEHMET CEMİL

blog__img

KORKU İLE ÜMİT ARASINDA MOTOSİKLETİYLE DOLAŞAN YAZAR: MEHMET CEMİL

                                                   “Bir insan için bütün yollar yürünebilir hale geldiyse o insan kaybolmuştur”  

                                                                                             (İsmet Özel – Waldo Sen Neden Burada Değilsin?)

 

Yazar Mehmet Cemil ilk kitabı Uzun Yol Defterleri’nde kendince uzun yol hikâyesini –kendi hikâyesini- anlatıyor. Yola Çıkmak isimli yazıyla başladığı yazıyla hem kitap hem uzun yolculuğuna başlangıç yapan yazar, kendisini aramaya ya da kendisini bulmaya niyet ederek çıktığı içsel yolculuğunu paylaşıyor bizimle. İnsanın darlanmalarının ve iç sıkıntılarının şifası yazıdır, şiirdir. Kitapta pek çok yerde İsmet Özel ve diğer şairlerden; özellikle Divan Edebiyatından örnekler verilmesi şiirin ve yazının şifa oluşundan.

Motosiklet ve kitap ilişkisi içinde kendine güçlü bir bağ kuran yazar, şehirden ve insanlardan bunaldıkça kaçış yolu olarak değil bir çıkış yolu olarak kitaplarına ve motosikletine sığınıyor. Ancak tüm dikkatine de yanına alıyor. Modern dünyanın nimetlerinin kölesi değil, bu nimetleri en iyi şekilde değerlendiren bir pozisyonda Mehmet cemil. Okuyucusuna bunu öğütlüyor.

            Yusuf ve Kuyu örneğini vererek konuya odaklanmamıza vesile olan yazar düşenin kalkmasını da bilebileceğini anlatıyor. Bu kitabı bu açıdan okudukça hem okuyucunun içi ferahlayacak hem de uzun yolda motosikletle giderken yorulmayacak.

            Yazar Mehmet Cemil, ruhsal iyileşmenin ancak yazmakla ve içimizi dışımızı yazıya dökmekle mümkün olabileceğini söylüyor bize. Feud, Jung ve Bereton’un düşünceleri ile kitap arasında mantıklı bir alaka var. Biz yazarlar yazamasaydık delirecektik anlamında çok yeni ve farklı üstelik birbirine benzer cümleler kurmuşuzdur. Yazmadığı gün öldüğü gündür bence de şairin ya da yazarın.

            Yazar hem rahatlamak hem de okuyucusunu rahatlatmak için yazıyor. İçimizden başlayıp içimize doğru devam eden yolculuk yazmakla anlamlı çünkü. Yazmanın serüvenine yazanın içinden bakmaya devam eden Mehmet Cemil’le pek çok ortak yanımızın olduğunu keşfediyorum kitabın sayfalarında ilerledikçe. Yazmak sızının farkına varmaktır dediğim pek çok nokta var kitapta. Gerek Batı Edebiyatından gerekse Türk Edebiyatından pek çok örnekler vererek neden yazmalıyız, sorusuna da cevaplar bulduruyor okuyucusuna yazar. İçimizde bir yol ve yolculuk var, yazar bu yolun da yolculuğun da farkında; bu yolculuğa çık(a)mayan, yazar olabilir mi?

            Yazar, metropolden, kargaşadan, sesten ve gürültüden kaçıyor, motosikletini de bu kaçışa alet ederek. Yazar, kendinden mi kaçıyor diye düşünürken verdiği yazar ve kitap isimleriyle aslında kendini bulmaya yine kendinden kaçıyormuş gibi yaparak başladığını anlıyoruz. Yazarın kaçışı aslında iç huzurundu duymak ve bulmakla ilgili. Edebiyatın iyileştirici gücüne inanan yazar, yalnız kalmakla ayağa kalmanın aynı anda olabileceğini yine Divan Edebiyatından örnekler vererek ispatlamaya çalışıyor.

            Bir yazarın beslendiği pek çok kaynak vardır. Bunlardan bir tanesi de yazarın anılarıdır. Mehmet Cemil bu kitabında anılarına pek çok defa yolculuk yapıyor. Motosiklet yolculuğunda anıları da hep kollarında yazarın. Kaygı (ya da yazarın kaygıları) üzerinde pek çok kez duran yazar için başarı merdivenlerini tırmanmaya başlama yerinin kaygı olduğunu düşünebiliriz. Düştüğü kuyudan başarıyla çıkacak olan insanın kaygılı olması yeterlidir. Bu kaygıya belirsizlik de diyebiliriz. Belirsizlik hayatın şiiridir diyor yazar. Pek çok insanın uzak durduğu bir anlam alanı olan Kaygıyı, felsefi bir derinlikle sevimli hale sokmuş yazar. Korku ve ümit, yazar için önemli iki alan.

            Yas ve edebiyat arasındaki ilişkiye de değinen yazar kaçışın anlatılabilmesini edebiyatın bu denli güçlü olmasına bağlıyor. Farklı coğrafyalarda farklı dil ve alfabelerde yazılan şiir her yerde şiirdir, yas her yerde yastır. Kaybolmanın korkusunu yaşamaktan öte kaleme dökenler yazar ya ada şair olabiliyor da diyebiliriz.

            Umut ve Yolculuk diğer iki önemli kavram yazar için. Umuduna yolculuğunu bazen kitapların içinde bazen motosiklet üzerinde devam ettiriyor yazar. Yazarın insanın içine su serpen bir tarzı ve tavrı var. Yazarın hissiyatını okurken sanki o kitabın içindeki başkişi gibiymiş gibi hissediyoruz. “Çünkü edebiyatın olduğu yerde umut da vardır” diyor Albert Camus.    

Konfor en sinsi hapishanedir, diyor Mehmet Cemil. Günümüzün gençleri için sıklıkla kullansak da bu gerçeği aslında bu herkes için geçerli. Çıkıp etrafı gözlemlemek, yeni bir şeyler tecrübe etmek, yeni bir bakış açısı bulmaya çalışmak ve tüm bunlar için çabalamak gerekir. İnsan öğrenilmiş çaresizliğinin içinde yatıp uyuyor! Oysa herkesin yapacak o kadar çok yeni şeyi var ki!

            Kitabın sonlarına doğru yaklaşırken şunu belirtmeliyim: Mehmet Cemil pek çok kitaptan ve yazardan örnekler vermiş. Bu kadar çok kitabı okumuş ve derinliklerinde yeni şeyler keşfetmiş yazar olan Mehmet Cemil, aslında bu kitapları okumamız için de bize tavsiyede bulunuyor. Modern yalnızlığımızdan kitap(lar) okuyarak sıyrılır mıyız, bilmiyorum? Ya da Mehmet Cemil’in aklımızı karıştırdığı gibi, kitaplar yalnızlığımızı mı arttırmalı?

            Mehmet Cemil’in yolculuğu; “Bu yolculuk bana üç büyük idrak kapısı açtı” dediği Nefs Terbiyesi, Tevekkül ve “O”nun masivasını seyretmekle sona eriyor. Yazarın yolculuğu bir yoldan diğerine değil bir halden diğer hale geçiştir.

            Nisan 2026 tarihinde Epona Yayıncılıktan çıkan ve Mehmet Cemil’in imzalı şekilde tarafıma emanet ettiği Uzun Yol Defterleri’nin yolu uzun olsun.

 

30.05.2026

Fatih TEZCE

Bafra

Sosyal Paylaşım